logo


Bumin Doğrusöz

28.11.2017

Geçen yazımda Emlâk Vergisi Kanunu’nun 8/2 maddesi ile verilen yetkiye istinaden Bakanlar Kurulu’nca “gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların (…), Türkiye sınırları içinde brüt 200 metrekareyi geçmeyen tek mesken”lerine ilişkin bina vergisinin sıfır oranında uygulanmasının öngörüldüğünden bahisle bu olanaktan yararlanma koşullarını irdelemeye başlamıştım. Bu yazımda da kaldığım yerden devam ediyorum.

Tek meskene sahip olma koşulu, başkaca bir taşınmaza sahip olmama şeklinde anlaşılmamalıdır. Bir emeklinin, mesken dışında, gelir getirmeyen başkaca bir dükkân, arsa veya araziye sahip olması, koşulun ihlali olarak kabul edilmemektedir. Ancak bu yerlerin kiraya veya işletmeye verilmesi, gelirin sadece sosyal güvenlik kurumundan alınan aylık olması koşulu ihlal edeceğinden, sıfır oranlı vergi olanağından yararlanma koşulları ortadan kalkar.

Tek meskenin yılın belli dönemlerinde kullanılan yazlık ev, devre mülk, bağ veya yayla evi olması halinde, bu meskenler için söz konusu olanaktan yararlanmak mümkün değildir. Ancak bu taşınmazlarda sürekli oturulması, ikâmet edilmesi halinde, diğer koşulların da varlığı halinde sıfır vergi olanağından yine yararlanmak mümkündür. Tek meskeni olanın yılın belli dönemlerinde yararlanılan bir mülke, örneğin bir devre mülke sahip olması durumunda, bu mülkün –yılın tamamında yararlanılmaya elverişli olmaması dolayısıyla – mesken sayılmaması nedeniyle, tek meskene sahip olma koşulunun ihlal edilmediğini de kabul etmek gerekmektedir.

Emekli aylığı alanların tek meskene hisseli olarak sahip olmaları durumunda da bu sıfır oranlı vergi olanağından kendi hisseleri için yararlanmaları mümkündür. Bu durumda sıfır oranlı vergi, meskenin vergi değerinim hisseye isabet eden kısmına uygulanacaktır. Ancak burada meskenin büyüklüğünün 200 metrekareyi sınırını aşmama koşulunun, hisse nispetine göre değil, meskenin tamamı üzerinden ele alınması gerekmektedir. Birden fazla meskende hisse sahibi olanların ise bu olanaktan “tek meskene sahip olma” koşulu dolayısıyla yararlanmaları mümkün değildir. Bu olanaktan yararlanmak için kat mülkiyeti tesis edilmiş bina koşulu söz konusu değildir. Bu nedenle meskenlerini kat irtifakı tapusuyla kullananlar da sıfır vergi olanağından yararlanabilirler.

Emlâk vergisi mükellefiyeti, intifa hakkı tesis edilen binalarda malikten intifa hakkı sahibine geçmektedir. Bu nedenle intifa hakkı sahipleri de aktardığımız koşulları taşımaları kaydı ile sıfır vergi olanağından yararlanabilirler.

Bu olanaktan yararlanmak için ilgili belediyeye basılı örnekleri belediyelerde bulunan matbu –koşulların oluştuğuna dair- bir taahhütname verilmesi gerekli ve yeterlidir. Bu taahhütnameyi vermiş olanların, tekrar vermelerine gerek yoktur. Bu taahütnameye de her hangi bir belge eklenmesine de gerek yoktur. Çünkü günümüzün elektronik ortamında belediyeler zaten SGK veya vergi ve tapu dairesi bilgilerini kontrol ederek taahhüdün doğruluğunu kontrol olanağına sahiptirler. Beyanın gerçek dışılığının saptanması halinde mükelleften, kayba uğratılan vergi, bir katı cezası ve gecikme faizi ile birlikte alınır.

Koşulların kaybedilmesi halinde, örneğin yeni bir mesken edinme veya yeniden çalışma yahut sınırı aşan menkul sermaye iradı elde etme vb. hallerde, koşulların yitirildiği yıl durumun bir dilekçe ile belediyeye bildirilmesi gerekmektedir. Bu bildirimi izleyen yıldan itibaren belediye normal vergi oranına göre vergi tahakkuk ettirecektir.

Kaynak : Dünya Gazetesi