logo


Soner Altaş

04.12.2017

Son yıllarda şirketlere kayyım atandığına dair haberlere sıklıkla rastlamışsınızdır. Uygulamada ve hatta bazı yargı kararlarında “kayyum” denilse de, yasal düzenlemelerde yer alan ve doğru olan kavram “kayyım”dır. Kayyım, sözlük anlamı itibariyle, belli bir malın yönetilmesi veya belli bir işin yapılması için görevlendirilen kimsedir. Hukuk literatüründe ise, kayyım, belirli bir malın, şirketin veya vakfın yönetilmesi veya belli bir işin görülmesi için tayin edilen kimsedir. Kayyım, farklı kanunlara göre atansa da, bizim üzerinde duracağımız, faaliyeti çerçevesinde suç işlenen şirketlere kayyım atanmasıdır.

Suç işleyen şirketlere kayyım atanması, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) getirilen bir koruma tedbiridir. CMK’ya göre, suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Hakim veya mahkeme kararında; şirketin yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğini yalnızca kayyımın onayına bağlı kılmışsa şirkete “denetim kayyımı”, yönetim organının yetkilerinin tümü ile kayyıma vermişse “yönetim kayyımı” atanmış demektir.

Peki, hangi suçlar için şirkete kayyım atanabilir? Şirket yönetimine kayyım atanabilmesi için soruşturması yapılan suçun CMK’nın 133’üncü maddesinin dördüncü fıkrasında sayılan katalog suçlardan birisi olması gerekir. Diğer bir deyişle, CMK yönünden kayyım, sadece, Türk Ceza Kanunu’nda yer alan göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, parada sahtecilik, fuhuş, kumar oynanması için yer ve imkân sağlama, zimmet, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, silahlı örgüt veya bu örgütlere silah sağlama, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçları; Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanun’da tanımlanan silah kaçakçılığı, Bankalar Kanunu’nun 22’nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu; Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar ile Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 68 ve 74’üncü maddelerinde tanımlanan suçlar ile ilgili olarak atanabilir. Kayyım tedbiri şirket için öngörüldüğünden, ortakların şirketten bağımsız olarak anılan katalog suçlardan birini işlemesi durumunda bu tedbirin uygulanması mümkün değildir.

Kayyıma ödenecek ücret hâkim veya mahkeme tarafından belirlenir ve şirketin bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde, ücret olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte Devlet Hazinesi’nden karşılanır.

Son olarak, bu şekilde atanan kayyımların görevleriyle ilgili iş ve işlemlerinden dolayı tazminat davalarının devlet aleyhine açılacağını belirtelim. Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan kayyımlara bir yıl içinde rücu eder.

Kaynak : Dünya Gazetesi