logo


Zeyneddin Çetin
Vergi Müfettişi
zeyneddin.cetin@vdk.gov.tr

03.05.2018

1-Giriş:

2016 yılından sonra ilk defa ‘’matrah ve vergi artırımı’’ konusu, yeniden Kamuoyunun gündemine gelmiştir. Nihayet 30/04/2018 tarihinde ‘’Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı’’, TBMM’ ye sevk edilmiştir. Şuan TBMM’ de görüşülen Yükseköğretim ile ilgili Tasarıdan sonra gündeme alınması planlanan bu Tasarının, 7141 sayılı Kanun olarak adlandırılması büyük ihtimal dahilindedir.

Bahse konu Tasarıya bakıldığında,  ‘’matrah ve vergi artırımı’’ ile ilgili getirilmesi istenilen düzenlemelerin, 2016 yılında yürürlüğe giren 6736 sayılı Kanun, 2011 yılında yayımlanan 6111 sayılı Kanun ve 2003 yılında yasalaşan 4811 sayılı Kanun ile büyük oranda aynı olduğu görülmektedir.

Bu yazımızda; tasarıda öngörülen Katma Değer Vergisi yönünden vergi artırımı ile ilgili önemli bir ayrıntıya yer verilecektir.  Bu ayrıntı; artırımda bulunulacak dönem için tüm beyannameleri veren ancak herhangi bir dönemde Hesaplanan KDVsi olmayan mükellefleri bekleyen sıkıntıdır. Nitekim 6111 ve 6736 sayılı Kanunlarda yer almış, 2011 yılında mükelleflerin lehine, 2016 yılında ise aleyhine uygulanan hususa(sıkıntıya) dikkat çekilecektir.

2- KDV Yönünden Artırımda Bulunmanın Önemi:

Tasarıda, Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi, Katma Değer Vergisi(KDV) ve Gelir/Kurumlar Stopaj Vergisi yönünden matrah ve vergi artırımı ile ilgili düzenlemeler yer almaktadır. Kanaatimizce; mükelleflerin özellikle KDV yönünden artırımda bulunmasının daha elzem olabileceği düşünülmektedir. Çünkü bilindiği üzere Türkiye’de, ‘Sahte Fatura Kullanma’ incelemeleri yaygın olduğundan, özellikle KDV yönünden artırımda bulunulmasının iki avantajı vardır;

-İnceleme konusu(örneğin sahte fatura kullanma) nedeniyle, KDV tarhıyatı yapılamaz,

-Artırımda bulunulan yıla ait ‘Defter ve belgelerin’ ibraz edil(e)memesi durumunda, indirime konu edilen tüm KDV’lerin reddiyatı ve dolayısıyla tarhıyatı da yapılamayacaktır.

3-Kimler Yararlanabilir:

KDV beyannamelerinin tamamını veya bir kısmını verenler, beyanname vermekle birlikte istisnalar nedeniyle veya diğer nedenlerle vergi beyan etmeyen ya da ilgili yıllarda faaliyette bulunmuş veya gelir elde etmiş olup da bu faaliyetlerini ve gelirlerini vergi dairesinin bilgisi dışında bırakanlar da dahil olmak üzere hiç beyanname vermemiş mükellefler, KDV yönünden vergi artırımında bulunabilirler. Kısacası, mükellefiyet kaydı olsun olmasın herkes( 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasında belirtilen sahte olarak düzenleyicileri hariç) matrah ve vergi artırımından yararlanabilir.

4-Sıkıntı Nerede:

Şüphesiz tüm KDV mükelleflerinin her vergilendirme döneminde, matrah ve dolayısıyla Hesaplanan KDV beyan etmeleri düşünülemez. Özellikle serbest meslek kazancı elde edenler(avukatlar, mali müşavirler, doktorlar, mühendisler vb), yıllara sari inşaat işi ile uğraşanlar, inşaat faaliyeti gösteren mükellefler, iş durumu dönemsellik veya mevsimlik arz eden alanlarda faaliyet gösterenler, doğal olarak herhangi bir ayda matrah içermeyen beyanname vermek durumunda kalabilmektedir. Bu duruma uygun mükellefler, KDV yönünden artırımda bulunmaktan çekinir mi?

Tasarıda yer alan düzenleme aşağıdaki gibidir:

(3) Mükellefler, bu fıkrada belirtilen şartlar dâhilinde katma değer vergisini artırdıkları takdirde, kendileri nezdinde söz konusu vergiyi ödemeyi kabul ettikleri yıllara ait vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak katma değer vergisi incelemesi ve tarhiyatı yapılmaz.

a) Katma değer vergisi mükellefleri, her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri beyannamelerindeki (ihtirazi kayıtla verilenler dâhil) hesaplanan katma değer vergisinin yıllık toplamı üzerinden 2013 yılı için %3,5, 2014 yılı için %3, 2015 yılı için %2,5, 2016 yılı için %2 ve 2017 yılı için 1,5 oranından az olmamak üzere belirlenecek katma değer vergisini, vergi artırımı olarak bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar beyan ederler.

b) Bir aylık vergilendirme dönemine tabi olan katma değer vergisi mükelleflerince, artırımda bulunulmak istenilen yıl içindeki vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak;

1) …

2) …

3) İlgili takvim yılı içindeki işlemlerin tamamının istisnalar kapsamındaki teslim ve hizmetlerden oluşması veya diğer nedenlerle hesaplanan katma değer vergisi bulunmaması ile tecil-terkin uygulaması kapsamındaki teslimlerden oluşması hâlinde, ilgili yıl için gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulunulmuş olması şartıyla artırılan matrah üzerinden %18 oranında katma değer vergisi artırımında bulunmak suretiyle bu fıkradan yararlanılır. Şu kadar ki, ilgili takvim yılı içinde bu alt bentte belirtilen durumların yanı sıra vergiye tabi diğer işlemlerin de mevcudiyeti nedeniyle hesaplanan vergisi çıkan mükelleflerin bu fıkra hükmüne göre ödemeleri gereken katma değer vergisi tutarı, yukarıda belirtildiği şekilde hesaplanacak %18 oranındaki katma değer vergisi tutarından aşağı olamaz. Bu kapsama giren mükellefler, gelir veya kurumlar vergisi için matrah artırımında bulunmamaları hâlinde bu fıkra hükmünden yararlanamaz.

Buna göre, yukarıda saymaya çalıştığımız durumlara uygun mükellefler yani herhangi bir vergilendirme döneminde Hesaplanan KDV si sıfır(0) olanlar, 3/a. maddesine göre mi yoksa 3/b-3.maddesine göre mi vergi artırımında bulunacak?

Bir örnek ile açıklayalım.

Bir mükellefin 2016 yılında beyan ettiği Gelir/Kurumlar Vergisi matrahı 100.000-TL, her ay Hesaplanan KDV si 10.000-TL, ancak Aralık ayındaki Hesaplanan KDV bulunmasın, sıfır(0) olsun.

6111 sayılı Kanun Uygulaması Dikkate Alınırsa:

İlgili Kanunda aynı düzenlemeler vardı. Ancak 21/04/2011 tarihinde çıkan 2011/4 sayılı İç Genelge ile mükelleflerin lehine aşağıdaki şekilde bir düzenleme yapılmıştır.

2. İstisna veya Tecil-Terkin Kapsamındaki İşlemleri Dışındaki Nedenlerle Beyannamelerinde Hesaplanan Katma Değer Vergisi Bulunmayan Mükelleflerde Katma Değer Vergisi Artırımı

Mükelleflerin artırımda bulunmak istedikleri yılda işlemlerinin bulunmaması veya işlemlerinin tamamının verginin konusuna girmemesi gibi nedenlerle beyannamelerinde hesaplanan KDV bulunmaması söz konusu olabilmektedir.

İlgili yıl içindeki dönemlere ilişkin vermeleri gereken bütün beyannamelerini vermiş olan ve hiçbir dönemde bahse konu nedenlere bağlı olarak hesaplanan KDV çıkmayan mükelleflerin katma değer vergisi artırımı, 6111 sayılı Kanunun 7/2-c maddesine göre yapılacaktır. Buna göre, söz konusu mükellefler, gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulunacak ve matrah artırım tutarının %18’ini katma değer vergisi artırımı olarak dikkate alacaklardır.

Mükelleflerin, artırımda bulunacakları yıl içindeki dönemlere ilişkin verdikleri beyannamelerin bir kısmında hesaplanan vergi bulunuyor, diğer kısmında bu bölümde belirtilen nedenlerle hesaplanan KDV yer almıyorsa katma değer vergisi artırımı, 6111 sayılı Kanunun 7/1 inci maddesine göre yapılacaktır. Buna göre, sözü edilen mükellefler, hesaplanan KDV bulunan beyannamelerinde yer alan hesaplanan KDV tutarlarını toplayacak, çıkan toplama ilgili yıl artırım oranını uygulamak suretiyle katma değer vergisi artırım tutarını hesaplayacaklardır. Bu şartları taşıyan mükelleflerin gelir veya kurumlar vergisi bakımından matrah artırma ve karşılaştırma yapma zorunlulukları bulunmamaktadır.

3. Kapsam

Bu İç Genelgedeki açıklamalar, ilgili yıl içindeki dönemlere ilişkin vermesi gereken beyannamelerin tamamını vermiş olan mükellefler bakımından geçerlidir. Beyannamelerinin tamamını veya bir kısmını vermemiş olan mükellefler, “1 Seri No.lu Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması Hakkında 6111 sayılı Kanun Genel Tebliği”nin (VI/D) bölümündeki açıklamaları da dikkate almak suretiyle katma değer vergisi artırımında bulunacaklardır. 

Buna göre, olması gereken artırım durumu aşağıdaki gibidir.

 

Dönem Hesaplanan KDV
Ocak 10.000,00
Şubat 10.000,00
Mart 10.000,00
Nisan 10.000,00
Mayıs 10.000,00
Haziran 10.000,00
Temmuz 10.000,00
Ağustos 10.000,00
Eylül 10.000,00
Ekim 10.000,00
Kasım 10.000,00
Aralık 0
Toplam-TL 110.000,00
Artırım Oranı 2%
Artırım Tutarı 2.200,00
Gelir/Kurumlar Vergisi yönünden artırım zorunlu değil

 

Mükelleflerin Gelir/Kurumlar Vergisi yönünden artırımda bulunma ve KDV yönünden dikkate alınacak tutar ile karşılaştırma zorunluluğu yoktur. Mükellefler, sadece 2.200-TL vergi ödemekle KDV yönünden vergi incelemesi ve tarhıyatından kurtulabilirler.

6736 sayılı Kanun Uygulaması Dikkate Alınırsa:

İlgili Kanunda aynı düzenlemeler vardı. Ancak bu konuda bir iç genelge çıkarılmadığında ve verilen resmi görüşlerden, mükelleflerin aleyhine bir durum ortaya çıkmıştır. Buna göre olması gereken artırım durumu aşağıdaki gibidir.

 

Dönem Hesaplanan KDV Kurumlar/Gelir Vergisi Yönünden artırım
Ocak 10.000,00  
Şubat 10.000,00  
Mart 10.000,00  
Nisan 10.000,00  
Mayıs 10.000,00  
Haziran 10.000,00  
Temmuz 10.000,00  
Ağustos 10.000,00  
Eylül 10.000,00  
Ekim 10.000,00  
Kasım 10.000,00  
Aralık 0,00  
Toplam-TL 110.000,00  
Artırım Oranı 0,02  
Artırım Tutarı 2.200,00  
Gelir/Kurumlar Vergisi yönünden artırım zorunlu  
Hesaplamaya Esas Tutar 100.000,00 100.000,00
%18 oranı 18.000,00  
Matrah Artırım Esas Oranı   0,20
Artırım Tutarı 18.000,00 20.000,00

 

Mükelleflerin Gelir/Kurumlar Vergisi yönünden artırımda bulunma ve KDV yönünden dikkate alınacak tutar ile karşılaştırma zorunluluğu BULUNMAKTADIR. Bu durumda mükellefler, KDV yönünden 18.000-TL, Gelir/Kurumlar yönünden de 20.000-TL ödemek zorunda kalacaklardır.

Sonuç olarak; yukarıdaki örneğimiz baz alındığında bir uygulamaya göre 2.200-TL ödemekle yetinilebilecekken, diğer bir uygulamaya göre 38.000-TL ödemek zorunda kalınması yüksek ihtimal dahilindedir.

4-Ne Yapmak Lazım:

-Tasarıda tadil yapılması gerektiği düşünülmektedir. Tasarının bu haliyle ve son(2016 yılındaki) uygulama dikkate alındığında, yazımızın önceki bölümlerinde durumu belirtilen mükelleflerin, vergi ve matrah artırımdan bulunmak istememeleri ihtimal dahilindedir. Ancak bu tasarıdan beklenen AMAÇ; mükelleflerin mümkün olduğunda matrah ve vergi artırımında bulunmasını teşvik etmek ve sağlamaktır. İlgili yıl içindeki dönemlere ilişkin vermesi gereken beyannamelerin tamamını vermiş olan mükellefler için lehine bir düzenleme yapılmasının faydalı olacağı düşünülmektedir. Bu nedenle bu Tasarıda, çok küçük bir ilave değişiklik yapılmasının Kanunun ruhuna uygun olacağı değerlendirilmiştir. Bu sorunun çözümü için mealen şöyle bir bent eklenebilir:

İlgili yıl içindeki dönemlere ilişkin vermesi gereken beyannamelerin tamamını vermiş olan mükelleflerin KDV yönünden artırımları, herhangi bir vergilendirme döneminde Hesaplanan KDV’si olmasa da dahi 3/a. maddesi kapsamında yapılır.

2011/4 sayılı İç Genelgeye benzer bir Genelgenin çıkarılması veya hazırlanacak tebliğde bu yönde bir düzenleme yapılması gerektiği düşünülmektedir.

-Peki; Tasarı aynen Kanunlaşırsa ve 2016 yılındaki uygulama olacaksa yine de tüm beyannameleri veren ancak herhangi bir dönemde Hesaplanan KDVsi olmayan mükelleflerin, KDV yönünden artırımda bulunabilmesi için, Gelir/Kurumlar Vergisi yönünden matrah artırımda bulunması ve KDV yönünden artırım ile karşılaştırma yapması şart mıdır? Mükelleflerin vergiden kaçınması suretiyle, ŞART DEĞİLDİR(!)

Bilindiği üzere, vergi kaçakçılığı, vergi kanunlarına aykırı hareket ederek vergi vermemeyi veya daha az vergi vermeyi sağlamaktır. Vergiden kaçınma ise, vergi kanunlarına uygun hareket ederek vergi vermemeyi veya daha az vergi vermeyi sağlamaktır.

Bu sorunun cevabı; Tasarının YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ TARİHTE SAKLIDIR! Aslında sorunun cevabı için büyük ipucunu verdik ve yarısını cevaplamış olduk. Niye şart olmadığını bir sonraki makalemizde açıklamaya çalışacağız.

5- Sonuç:

Yazımızda, 30/04/2018 tarihinde TBMM’ye sevk edilen, ‘Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısında’ yer alan düzenlemelere göre, artırımda bulunulacak dönem için tüm beyannameleri veren ancak herhangi bir dönemde Hesaplanan KDVsi olmayan mükellefleri bekleyen sıkıntıya yer verilmiştir. Ayrıca daha önce yapılan aynı düzenlemeler uyarınca iki farklı uygulamaya da dikkat çekilmiştir.

Amaç, mükelleflerin mümkün olduğunca matrah ve vergi artırımında bulunmasına teşvik etmek ve sağlamak ise, Tasarıda yapılacak küçük bir ilave değişiklik ile bu amaç hasıl olunabilir. Ancak yine de herhangi bir değişiklik yapılmasa bile, mükelleflerin VERGİDEN KAÇINMA yolu ile durumlarını lehlerine çevirmeleri için Tasarının yürürlüğe girmeden önce yapmaları gereken küçük bir yasal yol vardır. Bu yolu bir sonraki makalemizde açıklamaya çalışacağız.

 

Kaynakça:

-Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı,

-213 sayılı Vergi Usul Kanunu,

-6111 sayılı Kanun, Kanun ile ilgili olarak yayımlanan Genel Tebliğler ve İç Genelgeler,

-6736 sayılı Kanun, Kanun ile ilgili olarak yayımlanan Genel Tebliğ

 

Kaynak: www.MuhasebeTR.com