logo


Dr. Ufuk ÖZDEMİR
Yeminli Mali Müşavir
ufuk@proymm.com

05.06.2018

Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 11’inci maddesinin 1-c alt bendinde ihracatçılar açısından bir ön istisna düzenlemesi yapılmış ve ihraç edilmek şartıyla imalatçılar tarafından teslim edilen mallara ait katma değer vergisinin, ihracatçılar tarafından ödenmeyeceği belirtilmiştir. İhraç kaydıyla mal tesliminde bulunan imalatçıların, ihracatçılardan tahsil etmedikleri katma değer vergisinin ise belli koşulların sağlanması halinde tecil-terkin uygulamasına konu edileceği belirtilmiştir. İhraç kayıtlı teslim, ihracatı yapan bir firmaya yapılan teslimdir, yani siz ürettiğiniz malı direkt yurt dışı yapmıyorsunuz, arada başka bir firmanın yurt dışı yapacağı malı tedarik diyorsunuz, tabii aşağıdaki şartlarda;
1. Sanayi siciline kayıtlı ve sanayi sicil belgesini haiz olması,
2. Sanayi Odası, Ticaret Odası ve Esnaf ve Sanatkâr Derneklerine kayıtlı bulunması,
3. Sanayi sicil belgesinde yer alan üretim konusunda gerekli araç parkına sahip olması,
4. Bu şartları topluca taşıyan imalatçıların kendi üretimine ilave olarak aynı zamanda fason imalatta yaptırmaları halinde,
a) Fason imalatı sadece, sanayi sicil belgesinde yazılı üretim dallarında yaptırmaları,
b) Fason olarak yaptırılan imalatta işin riskini ve organizasyonu üstlenmeleri,
c) Fason olarak imal ettirilen mallarla ilgili ham madde ve yardımcı maddeleri temin etmeleri, gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen şartları taşıyan imalatçılardan, bizzat ürettiği mallar yanında kendi üretmediği malları da satanlar Sanayi ve Ticaret Bakanlığının yaptığı tanım kapsamına giren imalatçılar, ihraç kaydıyla teslim ettikleri malların tümünü kendileri imal etmeyebilir.

Diğer bir anlatımla imalatçılar, ihracatçıya ihraç kaydıyla teslim ettikleri malların bir kısmını piyasadan hazır olarak satın alabilirler. Bu durumda, imalatçıların bizzat ürettikleri mallar için tecil-terkin uygulaması yapılacak, ancak piyasadan hazır olarak alınıp, satılan mallar için tecil-terkin işlemi uygulanmayacaktır. 

3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 11/1-c maddesinde; imalatçıların imal ettikleri mallardan ihraç edilmek şartıyla ihracatçılara yapacakları teslimler nedeniyle hesaplanan KDV’nin ihracatçılar tarafından ödenmeyeceği, mükelleflerce tahsil edilmeyen, ancak ilgili dönem beyannamesinde beyan edilecek olan bu verginin vergi dairesince tarih, tahakkuk ve tecil olunacağı, ihracatın teslim tarihini takip eden 3 ay içinde gerçekleşmesi halinde tecil edilen bu verginin terkin edileceği, hüküm altına alınmıştır.

Yine aynı maddede, ihracatın mücbir sebepler veya beklenmedik durumlar nedeniyle üç ay içinde gerçekleştirilememesi halinde, en geç üç aylık sürenin dolduğu tarihten itibaren on beş gün içinde başvuran ihracatçılara, Maliye Bakanlığınca veya Bakanlığın uygun görmesi halinde vergi dairelerince üç aya kadar ek süre verilebileceği hükme bağlanmıştır.

İhraç kayıtlı teslim TL olarak yapılabileceği gibi dövizli olarak ta yapılabilir. Dövizli fatura düzenlenmesine ilişkin yasal düzenleme 5228 sayılı kanun ile V.U.K.’nun 215. maddesinde yapılan ve 31.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik ile yapılmıştır. V.U.K.’nun 215/2-a maddesi şöyledir: “Kayıt ve belgelerde Türk para birimi kullanılır. Belgeler, Türk parası karşılığı gösterilmek şartıyla, yabancı para birimine göre de düzenlenebilirŞu kadar ki yurt dışındaki müşteriler adına düzenlenen belgelerde Türk parası karşılığı gösterilme şartı aranmaz.

Yapılan yasal düzenleme ile Türk firmalarının yurt içi müşterilerine döviz cinsinden fatura düzenlemeleri mümkün kılınmıştır. Düzenlenecek dövizli fatura yurt dışındaki bir müşteriye düzenlenmiş ise faturada TL karşılığının gösterilmesine gerek bulunmamaktadır. Ancak fatura yurt içindeki bir müşteriye düzenlenmiş ise faturada tutarın TL karşılığının gösterilmesi gerekmektedir.

Düzenlenen dövizli faturada gösterilmesi gereken TL bedelin hesaplanmasında kullanılması gereken kur TCMB döviz alış kuru olmalıdır. Gerek alıcı gerekse satıcı düzenlenen faturayı bu kur üzerinden hesaplanan TL bedeli ile muhasebe kayıtlarına almalıdır. Ancak ödeme faturada belirtilen döviz cinsinden yapılabileceği gibi, taraflar arasındaki anlaşmaya bağlı olarak ödeme günündeki anlaşılan kur (döviz alış, döviz satış vb.) üzerinden hesaplanan TL karşılığı olarak da yapılabilir.

Yurt içi müşterilere düzenlenen dövizli faturanın bedeli ister döviz cinsinden, isterse TL karşılığı ödensin ödeme tarihi ile fatura düzenleme tarihi arasındaki kur değişiminden kaynaklanan kur farkının faturalaşmaya konu edilmesi gerekir. (Maliye Bakanlığı İstanbul Defterdarlığı’nın 09.08.2001 tarih ve KDV. MUK.B.07.4.DEF.0.34.16.812 sayılı muktezası) Lehine kur farkı oluşan firmanın karşı tarafa kur farkının içinden iç yüzde ile KDV hesaplamak suretiyle toplamda kur farkı kadar fatura düzenlemesi gerekir. 30.06.2007 tarih ve 26568 sayılı Resmi Gazete’ de yayınlanan 105 nolu KDV genel tebliğinde aynı duruma vade farkı, kur farkı ve matrahta değişikliğe yol açan işlemlerde KDV uygulaması adı altında değinilmiş olup,

Bedelin döviz cinsinden veya dövize endekslenerek ifade edildiği işlemlerde, bedelin kısmen veya tamamen vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihten sonra ödenmesi halinde, satıcı lehine ortaya çıkan kur farkı esas itibariyle vade farkı mahiyetinde olduğundan, matrahın bir unsuru olarak vergilendirilmesi gerekmektedir. Buna göre, teslim veya hizmetin yapıldığı tarih ile bedelin tahsil edildiği tarih arasında ortaya çıkan lehte kur farkı için satıcı tarafından fatura düzenlenmek ve faturada gösterilen kur farkına, teslim veya hizmetin yapıldığı tarihte bu işlemler için geçerli olan oran uygulanmak suretiyle KDV hesaplanacaktır. Bedelin tahsil edildiği tarihte alıcı lehine kur farkı oluşması halinde, kur farkı tutarı üzerinden alıcı tarafından satıcıya bir fatura düzenlenerek, teslim ve hizmetin yapıldığı tarihteki oran üzerinden KDV hesaplanması gerekmektedir.’’ denmektedir.

Düzenlenen dövizli faturalardan kaynaklanan cari hesap alacakları ister yurt içi müşterilerden olsun, isterse yurt dışı müşterilerden, geçici vergi dönemlerinde ve hesap dönemi sonunda kur değerlemesinin yapılması gerekir. Geçici vergi dönemlerinde ve hesap dönemi sonunda yapılan kur değerlemesi sonucunda ortaya çıkan kur farkları için fatura düzenlenmesi ve KDV hesaplanması gerekmez.

Düzenlenen dövizli faturada yer alan döviz tutarının TL karşılığının gösterilmemesi durumunda nasıl bir cezai müeyyide ile karşılaşılabilir? V.U.K.’nün 215/2-a maddesinde Türk parası karşılığı gösterilmek şartıyla yabancı para birimine göre fatura düzenlenebileceği hüküm altına alınmıştır.

Ancak dövizli olan ihraç kayıtlı teslimlerde durum farklı; 15 Şubat 2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 11 Seri Nolu Tebliğ ile KDV Genel Uygulama Tebliğinde çeşitli değişiklikler yapılmış ve bunun neticesinde KDV kanununun 11/1-c maddesi gereğince tecil-terkin kapsamında işlem yapılan ihraç kayıtlı teslimlerin uygulamasında da bir takım değişiklikler meydana gelmiştir.

11 Seri nolu tebliğin 6.maddesinde “Aynı Tebliğin (II/A-8.9.) bölümünün birinci paragrafı aşağıda yer alan ilk paragraftaki şekilde değiştirilmiş, aşağıda yer alan diğer paragraflar aynı bölüme sırasıyla ikinci ve üçüncü paragraf olarak eklenmiştir.

“3065 sayılı Kanunun (11/1-c) maddesinde, ihracatçılara mal teslim eden imalatçılara iade edilecek katma değer vergisinin, ihraç edilen mala ilişkin imalatçı satış bedeline göre hesaplanan vergiden, imalatçı aleyhine matrahta meydana gelen değişikliğe ilişkin verginin düşülmesinden sonra kalan tutardan fazla olamayacağı hükme bağlanmıştır.”

“İmalatçı aleyhine ortaya çıkan kur farkları için ihracatçılar tarafından düzenlenecek faturada KDV hesaplanmaz. Bu kapsamda düzenlenen faturaya; “3065 sayılı KDV Kanununun (11/1-c) maddesi hükümlerine göre, ihraç edilmek şartıyla yapılan teslimlerde imalatçı aleyhine matrahta meydana gelen değişikliğe ilişkin olduğundan KDV hesaplanmamıştır.” ifadesi yazılır. Ayrıca söz konusu faturada, imalatçı tarafından düzenlenen faturanın tarih ve sayısına yer verilir.

İmalatçılara ihraç kayıtlı teslim nedeniyle iade edilecek KDV hesabında, imalatçı aleyhine ortaya çıkan kur farklarından doğanlar da dahil olmak üzere, imalatçı aleyhine matrahta meydana gelen değişikliğe ilişkin verginin (imalatçı aleyhine matrahta meydana gelen değişikliğe ihraç kayıtlı teslim edilen malın tabi olduğu oran uygulanmak suretiyle bulunan tutar) ihraç kayıtlı teslim bedeli üzerinden hesaplanan vergiden düşüleceği tabiidir.” şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.

Bu tebliğ öncesindeki uygulamada İhraç kayıtlı teslimlerde İmalatçı lehine oluşan kur farkında İmalatçı kur farkı faturasını düzenlemekte ve düzenlediği faturanın KDV bedelini 191 (İndirilecek KDV) ve 391 (Hesaplanan KDV) sütunlarında göstererek beyan etmekteydi. Bu durumda ihracatçı firma kendisine düzenlenen bu kur farkı faturasının KDV’sini dikkate almayacaktı. Yeni uygulamada da imalatçı lehine oluşan kur farkında herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.

Ancak kur farkı imalatçı aleyhine oluştuğu takdirde;

Önceki uygulama da İhracatçı firma kur farkı faturasını düzenlerken KDV hesaplamakta ve bu KDV’yi 391 hesaplanan KDV hesaplarında beyan etmekteydi. Buna karşılık imalatçı firma da düzenlenen bu faturayı 191 indirilecek KDV hesaplarına kayıt ederek indirim konusu yapmaktaydı. Yeni uygulamada ise bu durum tamamen değiştirilmiş olup ihracatçı firma düzenleyeceği faturada KDV hesaplamayacak ve fatura üzerine “3065 sayılı KDV Kanununun (11/1-c) maddesi hükümlerine göre, ihraç edilmek şartıyla yapılan teslimlerde imalatçı aleyhine matrahta meydana gelen değişikliğe ilişkin olduğundan KDV hesaplanmamıştır.” ibaresini yazacaktır.

YENİ YÖNTEME GÖRE;

-İmalatçı aleyhine ortaya çıkan kur farkları için ihracatçılar tarafından düzenlenecek faturada KDV hesaplanmaması,

-Tebliğde açıkça belirtilmemekle birlikte imalatçı aleyhine matrahta meydana gelen kur farkı dışındaki değişikliklerinde(fiyat farkı vb.)ihracatçılar tarafından KDV hesaplanmadan fatura edilmesi,

-Düzenlenen faturaya; “3065 sayılı KDV Kanununun (11/1-c) maddesi hükümlerine göre, ihraç edilmek şartıyla yapılan teslimlerde imalatçı aleyhine matrahta meydana gelen değişikliğe ilişkin olduğundan KDV hesaplanmamıştır.” ifadesinin yazılması,

-Tebliğe ilave edilen “….. İmalatçılara ihraç kayıtlı teslim nedeniyle iade edilecek KDV hesabında, imalatçı aleyhine ortaya çıkan kur farklarından doğanlar da dahil olmak üzere, imalatçı aleyhine matrahta meydana gelen değişikliğe ilişkin verginin (imalatçı aleyhine matrahta meydana gelen değişikliğe ihraç kayıtlı teslim edilen malın tabi olduğu oran uygulanmak suretiyle bulunan tutar) ihraç kayıtlı teslim bedeli üzerinden hesaplanan vergiden düşüleceği tabiidir.”  hükmü gereği İHRAÇ KAYITLI TESLİMİN YAPILDIĞI DÖNEM BEYANNAMELERİNDE DÜZELTME YAPILARAK İMALATÇININ İHRAÇ KAYITLI TESLİM NEDENİYLE TALEP ETTİĞİ KDV İADE TUTARININ AZALTILMASI, gerektiği anlaşılmaktadır.Yeni uygulama ile ihraç kayıtlı teslimlerde KDV iade tutarının değişken hale gelmesi gibi sıkıntılı bir durum ortaya çıkmıştır. Geriye dönük düzeltmeler neticesinde mükelleflerin ceza/gecikme zammı ile karşılaşıp karşılaşmayacakları yönünde tebliğde bir açıklık yoktur. Sonuçta ihraç kayıtlı teslimin KDV beyanında % 18 KDV tahsil edilmediği halde tahsil edilmiş gibi bildirilmesinden doğan bir KDV iadesi mevcut iken, sonradan oluşan aleyhe kur farkı nedeniyle, ihraç kayıtlı teslimin matrahı azalmış olsa da, beyan edilen bu % 18 ler değişmeyecek ki, tebliğ düzenlenirken üstatlarımızın kafası karışmış olabilir. Bu hatadan biran önce dönülmelidir. Şimdi uygulama örneğine başlayalım;İmalatçı lehine oluşan kur farkı örneği;

İmalatçı ZX A.Ş. ihracatçı ND LTD. ŞTİ.ye  10.02.2018 tarihinde 50.000 EURO +KDV ihraç kayıtlı ürün teslim etmiş olsun. Kur:4,6749

(Bu arada Euro simgesini yazmak isteyenler için bir bilgi vereyim. Tuşlardan alt+0128 yazarsanız € oluşur.)

İMALATÇININ KAYDI;

 

————————————— 10/02/2018————————————

120  –  ALICILAR         275.819

600 – Y.İÇİ SAT.HS.       233.745

391-HS.KDV HS.             42.074

59.000€*4,6749

——————————————– / ——————————————–

İHRACATÇININ KAYDI;

————————————— 10/02/2018————————————

153-TİCARİ MAL. HS.                        233.745

192- DİĞ. İND. KDV                          42.074

320- SATICILAR HS. 275.819

——————————————– / ——————————————–

İlgili ihracatçı firma ödemesini 50.000 Euro olarak 30.3.2018 tarihinde yapmıştır. Kur: 4,8673

İMALATÇININ KAYDI;

————————————— 30/03/2018————————————

102-BANKALAR HS.            243.365

120  –  ALICILAR                         243.365

( 50.000* 4,8673 )

——————————————– / ——————————————–

İmalatçı lehine oluşan kur farkı vardır. 233.745-243.365=9.620 TL,İmalatçı fatura kesiyor;

————————————— 30/03/2018————————————

120 –  ALICILAR HS.          9.620

191- İND. KDV HS.           1.731

602-DİĞ. GELİR. HS.          9.620

391-HS. KDV HS.                1.731

——————————————– / ——————————————–

Bu tür kur farklarını idarede vade farkı geliri gibi düşünmektedir, 602 Diğer Gelirler Hesabı: İşletmenin korunması, ihracatı teşvik ya da hükümet politikasına uyma zorunluluğu karşısında oluşan işletmenin faaliyet hasılatındaki düşüklüğü veya faaliyet zararını gidermek için, sermaye katkısı niteliğinde olmayan, mali yardımlar, devletin bazı malları vergi, resim, harç ve benzeri yükümlülüklerden istisna etmesi yoluyla yaptığı yardımlar ve satış tarihindeki vade farkları, ihracatla ilgili fiyat istikrar destekleme primi vb. hasılat kalemleri bu hesapta izlenir. Akademisyenler ne kadar da kızsa da biz vergi için muhasebe yapmaktayız. İdarede otokontrol sistemini oluştururken, gelir tablosu ve KDV beyanları mutabakatı yapmaktadır.Gelir tablosundan bakan idare KDV beyanı kümülatifi ile gelir tablosunu tutturamadığı için dönüp sorarsa bizde yazılı cevap veririz, 646 hesaba yazarak böyle bir ortamın doğmasını istemiyoruz deniliyorsa o zaman 602 hesap ta kur farkını, satış vade farkı gibi düşünüp kayda alabiliriz.

İHRACATÇININ MUHASEBE KAYDI;

————————————— 30/03/2018————————————

153-TİCARİ MAL. HS.                 9.620

320-SATICILAR HS.  9.620

——————————————– / ——————————————–

Meslektaşlarım neden 153 hesap diye sorabilir, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 262’nci maddesinde, “Maliyet bedeli, iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferriği bilumum giderlerin toplamını ifade eder.’’ der. Dolayısıyla emtianın iktisadi kıymetini etkileyen bir durum olması nedeniyle, ilgili kambiyo farkını 153-Ticari Mallar Hesabında takip ettim!

TERSİ SENARYOYU DA YAPALIM UYGULAMA EKSİK KALMASIN;

30.03.2018 TARİHİNDE Kİ ÖDEMEDE KUR:4,5750 OLSUN BU SEFER:

————————————— 30/03/2018————————————

102-BANKALAR HS.          228.750

120  –  ALICILAR     228.750

( 50.000* 4,5750 )

——————————————– / ——————————————–

Aleyhe kambiyo zararı doğmuştur. 233.745-228.750=4.995 TL

BU SEFER İHRACATÇI FATURA KESECEK;

İHRACATÇININ MUHASEBE KAYDI;

————————————— 30/03/2018————————————

320-SATICILAR HS            4.995

153 T.MALLAR HS.             4.995

——————————————– / ——————————————–

İMALATÇININ MUHASEBE KAYDI;

————————————— 30/03/2018————————————

612-DİĞER İNDİRİMLER HS.       4.995

120-ALICILAR HS.    4.995

——————————————– / ——————————————–

Neden 612 diye düşünen meslektaşlarım için, yapılan işlemin brüt satışlarımızı ne şekilde etkileyeceği yönünden olaya bakmak gerekir. Eğer brüt satışlarımızı düşürücü bir işlem gerçekleşiyorsa, 61. SATIŞ İNDİRİMLERİ (-)Net satış hasılatına ulaşabilmek için brüt satışlardan indirilmesi gereken değerleri kapsar. Satıştan iadeler, satış iskontoları ve diğer indirimler şeklinde bölümlenir. Gelir tablosu ilkelerinden yola çıkarsak satışlarımızı sadeleştirmeliyiz, gerçek satışlarımıza ulaşmalıyız. Gerçekleşmemiş satışlar, gelir ve karlar; gerçekleşmiş gibi veya gerçekleşenler gerçek tutarlarından fazla veya az gösterilmemelidir.

05.06.2018

Kaynak: www.MuhasebeTR.com