logo


Celal ÖZCAN

celal.ozcan@tr.pwc.com

02.08.2012

Genel yürürlük tarihi 01.07.2012 olarak belirlenen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) kapsamında, anonim şirketlere ilişkin hükümlerde ve yönetim kurulunun sorumlulukları konusunda birçok yenilik söz konusudur.

Yönetim kurulunun işlevi, yapısı, işleyişi, görev ve sorumlulukları vb. hususlar genel olarak TTK kapsamında hükme bağlanmış ve ayrıca hisse senetleri İMKB’de işlem gören anonim şirketlerin yönetim kurulları için Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) Kurumsal Yönetim İlkelerinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin tebliğleri (Seri: IV, No: 56 ve 57) kapsamında düzenleme yapılmıştır.

Yönetim kurulu üyeliği ve bağımsız üyeler

TTK’da, bağımsız yönetim kurulu üyeliğine ilişkin sadece “Belirli grupların yönetim kurulunda temsil edilmesi” başlıklı 360 ıncı maddedeki “Ö.Bağımsız yönetim kurulu üyelerine ilişkin düzenlemeler saklıdır” ifadesine rastlanmaktadır.

Buna karşın, SPK tebliğlerinde bağımsız yönetim kurulu üyeliği ile ilgili olarak; yönetim kurulunun işlevi, faaliyet esasları, yapısı ile toplantıların şekli, komiteler, üyelere ve üst düzey yöneticilere sağlanan mali haklar başlıkları altında ayrıntılı düzenlemeler yapılmıştır.

Bu düzenlemelerde, bağımsız yönetim kurulu üyesinin; icrada görevli olmaması, seçiminde uygulanan özel prosedür ve aranan bağımsızlık kriterleri, maksimum görev süreleri, olumlu oylarının özellikle arandığı haller, ayrıca, hangi komitelerde zorunlu olarak yer alacakları, sağlanacak mali haklarda dikkate alınması gereken hususlar belirtilmiştir.
Ayrıca, anılan SPK tebliğlerinde bağımsız yönetim kurulu üyelerinin; görevlerini hiçbir etki altında kalmaksızın yapabilmeleri, şirket faaliyetlerine olumlu katkıda bulunabilmeleri, şirket ortakları arasındaki çıkar çatışmalarında tarafsızlıklarını korumaları, menfaat sahiplerinin haklarını dikkate alarak özgürce karar vermeleri gibi beklentiler de dile getirilmiştir.
Beklentiler bunlar olmakla birlikte, “bağımsız” yönetim kurulu üyelerin yasal sorumluluğu yönünden diğer üyelerden faklı bir hüküm söz konusu değildir.

Yönetim kurulunun görev ve sorumlulukları

TTK’nın 365’inci maddesinde “Anonim şirket, yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunur.” denilmek suretiyle yönetim kurulunun “yönetim” ve “temsil” olmak üzere iki önemli işlevine vurgu yapılmıştır.

Yönetim yetkisi: Esas sözleşmeye konulacak hükme istinaden düzenlenecek bir iç yönergeye göre, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devredilmediği takdirde, yönetim kurulunun tüm üyelerine aittir. (m.367)

Temsil yetkisi: Esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa, çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir. Yönetim kurulu, üyelerden en az biri de temsil yetkisine haiz olmak kaydıyla, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir. (m.370)

Özen ve bağlılık yükümlülüğü: TTK’nın 203 ilâ 205 inci madde hükümleri saklı kalmak kaydıyla, Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.

Görevler ve yetkiler: Yönetim kurulu ve kendisine bırakılan alanda yönetim, kanun ve esas sözleşme uyarınca genel kurulun yetkisinde bırakılmış bulunanlar dışında, şirketin işletme konusunun gerçekleştirilmesi için gerekli olan her çeşit iş ve işlemler hakkında karar almaya yetkilidir. (m.374)

Diğer taraftan, TTK’nın 375’inci maddesinde de anonim şirketlerin yönetim kurullarının hangi görev ve yetkilerinin vazgeçilemez ve devredilemez olduğu ayrıntılı olarak belirtilmiştir.

Anonim şirketin yönetim kurulları ile ilgili olarak TTK’da belirtilen yukarıdaki hususların yanı sıra, söz konusu SPK tebliğlerinde de “yönetim kurulunun faaliyetlerini şeffaf, hesap verebilir, adil ve sorumlu bir şekilde yürüteceği, alacağı stratejik kararlarla, şirketin risk, büyüme ve getiri dengesini en uygun düzeyde tutarak akılcı ve tedbirli risk yönetimi anlayışıyla şirketin öncelikle uzun vadeli çıkarlarını gözeterek, şirketi idare ve temsil edeceği, şirketin stratejik hedeflerini tanımlayacağı, şirketin ihtiyaç duyacağı insan ve finansal kaynaklarını belirleyeceği, yönetimin performansını denetleyeceği, şirketin faaliyetlerinin mevzuata, esas sözleşmeye, iç düzenlemelere ve oluşturulan politikalara uygunluğunu gözeteceği” şeklinde düzenlemeler yapılmıştır.

Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, hem TTK, hem de SPK tebliğlerinde yönetim kurulunun işlev, görev ve sorumlulukları tüm üyeler için bir bütün olarak ele almış olup, TTK’da yönetim ve temsil işlevlerinin devri belli koşullara bağlamış ve bağımsız yönetim kurulu üyelerine diğer üyelerden farklı bir sorumluluk veya sorumsuzluk hali verilmemiştir.

Sigorta prim borçlarından yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu

Sosyal güvenliğin başlıca finansman kaynağını sigortalılar ve işverenlerin ödendikleri primler oluşturmaktadır. Bu nedenle, söz konusu primlerin zamanında tahsil edilmesi büyük önem taşımaktadır.

2008 Ekim yayında yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda prim tahsilatını kolaylaştırmak ve güvence altına almak için pek çok hüküm konulmuştur.
Bunlardan biri de, daha önce 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nda yer almamasına rağmen, yeni Kanundaki, tüzel kişiliği haiz işverenlerin şirket yönetim kurulu üyelerinin de prim borçlarından sorumlu olduğu hususundaki düzenlemedir.

Bu çerçevede, işverenlerin, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden hesaplanacak sigortalı hissesi ve işveren hissesi prim tutarlarını en geç takip eden ayın sonuna kadar Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) ödemeleri gerekmektedir.

Hak edilen ancak, ödenmemiş olan ücretler üzerinden hesaplanacak primler hakkında da aynı şekilde işlem yapılmaktadır.

Sigorta primlerinin süresinde ödenmemesi veya geç ödenmesi halinde, SGK tarafından gecikme cezası ve gecikme zammı tahakkuk ettirilmektedir.

Ayrıca, SGK süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanun’un 51’inci, 102’nci ve 106’ncı maddeleri hariç, diğer maddelerini uygulamakta ve 6183 sayılı Kanun’un uygulanmasında Maliye Bakanlığı ile diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanmaktadır.
Bunlara ilave olarak, 5510 sayılı Kanun’un 88’inci maddesinde “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur” şeklinde özel düzenleme yapılmıştır.

Söz konusu maddenin uygulanmasına yönelik usul ve esasların düzenlendiği Sosyal Güvenlik Kurumu’nca 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a Göre Kullanılacak Yetkilere İlişkin Yönetmelik’te de yukarıdakilere ilave olarak tüzel kişiliği haiz işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dâhil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri hakkında, ödenmeyen primlerin ve diğer alacakların tahsilini teminen 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre doğrudan takip yapılacağı belirtilmiştir.

Anlaşılacağı üzere, TTK ve ilgili SPK tebliğlerinde olduğu gibi, sosyal güvenlik mevzuatında da anonim şirketlerin bağımsız yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu konusunda diğer üyelerden farklı bir düzenleme yapılmamıştır.

Sonuç olarak; sosyal güvenlik mevzuatı uyarınca anonim şirketlerin SGK’ya olan sigorta primi, genel sağlık sigortası pirimi, işsizlik sigortası primi, idari para cezası, gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarından dolayı, şirket yönetim kurulunun bağımsız olan ve olmayan tüm üyeleri de dahil olmak üzere, üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri SGK’ya karşı işverenleri (tüzel kişiliği haiz şirket) ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.

Doğaldır ki, anonim şirketlerin yönetim kurulu üyelerinin bu sorumluluğu görev yaptıkları sürede tahakkuk etiği halde ödenmemiş olan borçlarla sınırlı olacaktır.

 

Kaynak : Dünya Gazetesi

Bloğa cevap ver