logo


Zeki Gündüz

29.08.2012

Değerli DÜNYA okurları, 17, 22 ve 24 Ağustos tarihlerinde yayınlanan yazılarımızda (www.vergiportali.com’dan erişebilirsiniz) şu sıralar vergi idaresi ile karşılaştığımız sorunları paylaşmaya başlamış, ilk 15 sorunla ilgili kısa açıklamalar yapmış, (gelen yorum ve paylaşımlarla giderek uzayan) listenin geri kalanlarının sadece başlıklarını zikretmiştim. Şimdi kaldığımız yerden devam edelim.

16. Yurt dışına yapılan hizmet bedeli ödemeleri reddedilebiliyor
Değerli DÜNYA okurları, bazı incelemelerde yurt dışından, özellikle ilişkili şirketlerden alınan hizmetlerde sorunlar yaşanıyor. Tabi ki yurt dışından gelen her türlü faturanın Türkiye’de gider olarak kabulünün zorunluluğunu, eleştirilemeyeceğini savunmuyoruz.
Ancak çoğu zaman birçok ülkeyi ilgilendiren, Türkiye’de ve diğer ülkelerde belli bir iktisadi ve hukuki mantık çerçevesinde belgelenerek gider kabul edilen tutarların eleştirilmesi ile karşılaşıyoruz.
Mevcut anlaşmalar, uygulamada kullanılan (dağıtım anahtarları vb mantıki açıklamalar)araçlar göz ardı edilebilmekte, bu durum da Türkiye’deki şirketi güç durumda bırakabilmektedir.
Bu konuda genel bir tarif verebilmek, kriter belirleyebilmek mümkün değil. Dikkate alınabilecek hususlardan biri uygulamada tutarlılık, kullanılan iktisadi mantığın yerindeliği ve tüm ülkeler için bir ayırım yapılmaksızın aynı esasların uygulanıyor olması olabilir. Gerektiğinde Türkiye’ye verilen hizmet ve hizmetin bedelini oluşturan maliyet yapısı ile ilgili detay açıklama yapabilme kapasitesi, hizmet veren ülkedeki birimin bağımsız denetime tabi tutuluyor olması, bir masraf dağıtımı söz konusu ise masraf dağıtımının belirlenen esaslara uygun yapıldığını gösterir bir rapor aranması gibi taleplerde bulunulabilir. Tümden reddedip, “Git derdini yargıda anlat.” yaklaşımı bizim geldiğimiz hukuki gelişmişlik seviyesi ile mütenasip durmuyor.

17. Hizmet bedelleri know-how bedelidir iddiasında bulunulmaya devam ediliyor
Uygulamada bir kaç senedir sık karsılaştığımız bir yaklaşım, yurt dışındaki ilişkili şirketten alınan danışmanlık vb. serbest meslek mahiyetindeki ödemelerin gayri maddi hak ödemesi olarak nitelendirilmesi seklindeki yaklaşım oldu.
Serbest meslek ödemesi diye nitelendirildiğinde mevcut çifte vergilemeyi önleme anlaşmalarına göre stopaj uygulanmayacakken, gayri maddi hak bedeli iddiasında bulunulduğunda ödenen tutar üzerinden (ödenen tutar net addedilip brütleştirilerek) %10 stopaj hesaplanmakta, stopaj farkı üzerinden de sorumlu sıfatıyla KDV tarhiyatı yapılması yoluna gidilmektedir.
Fatura düzenleyen şirketten bu vergi tutarı talep edildiğinde, bu tutarı ödeseler bile, kendi ülkelerinde, gelirin mahiyeti gayri maddi hak bedeli olarak kabul edilmediğinden, Türkiye’de ödenen bu vergileri ilgili ülkede de indirememektedirler. Dolayısıyla stopaj tutarı çifte vergileme haline gelmektedir.
Uluslararası (çok ülkede faaliyette bulunan) çalışan şirketler, vergiyi hangi ülkede ödüyor olduklarına aldırmamakta, faaliyette bulundukları ülke otoritelerinin hepsini son derece ciddiye alarak, sorun yaşamak istememektedirler. Bir diğer doğal istekleri de çifte vergilemeyi önleme anlaşmaları çerçevesinde, bu anlaşmaların hükümlerinden yararlanarak mükerrer vergi ile karşı karşıya kalmamaktır.
Bu başlık altında bahsettiğimiz ve benzeri durumlarda bu tür konuların devletlerarasındaki görüşmelerle, tartışmalarla çözülmesi gerektiği kanaatindeyiz.
Türkiye genel kabul gören, Türkiye dışındaki tüm ülkelerin kabul ettiği, uygun gördüğü uygulamaların dışına düştüğü ölçüde “sorunlu” olarak algılanacaktır. Hele uygulamada günden güne, daireden daireye değişen yaklaşımlarla karşılaşılması bu tür algıların birikimini artıracak ve bu algı birikimlerinden ülke olarak zarar göreceğiz.

18. İlişkili şirketlerden alınan mal ve hizmetlerle ilgili transfer fiyatlaması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı yapıldı iddiaları
Değerli DÜNYA okurları, bildiğiniz üzere 2007’den itibaren Yeni Kurumlar Vergisi Kanunu ile transfer fiyatlaması konusunda OECD kurallarına uygun yeni hükümler yürürlüğe girdi. Bu düzenlemeler Türkiye için çok önemli adımlardı. Böylelikle çok ülkede faaliyet gösteren şirketlere, diğer ülkelerde kendilerine nasıl muamele ediliyorsa, Türkiye’de de öyle muamele edileceğini ilan etmiş olduk.
Bu yeni düzenlemeler çerçevesinde şirketler yıllık beyanları ile birlikte ilişkili işlemlerini bir form ile Gelir İdaresine bildirmeye, ayrıca talep halinde vergi idaresine verilmek üzere ilişkili işlemlere ilişkin ayrıntılı bilgilerin yer aldığı bir rapor hazırlamaya başladılar.
Ancak incelemelerde sanki mevzuat hiç değişmemiş gibi işlem yapılmaya devam ediliyor. Mükelleflerin raporları, açıklamaları, uluslararası uygulamalar ve hazırlanan emsal bedel çalışmalarına hiç itibar edilmiyor. Neye itibar edileceği konusunda da bir açıklama yapılmıyor. Birçok ülkede faaliyette bulunan şirketler başka hiç bir ülkede sorun yasamadan yaptıkları uygulamalarla ilgili sorunlar yaşıyorlar.
Bu konuda tabi ki vergi incelemesi yapılacak, tabi ki eleştiri olabilecek, ancak, şirketlerin genel, uzun yıllardır birçok ülkede sorunsuz uygulaya geldikleri yöntemlerle ilgili yaptıkları açıklamaların en azından daha bir özenle irdelenmeyi hak ettiğini düşünüyoruz.
Aksi takdirde veri bankalarına dayalı olarak yapılan emsal bedel çalışmalarının hiç dikkate alınmaması, ancak, ne yapılacağı konusunda da birşey söylenmemesi gibi garip bir durumda kalıyoruz.

19. KKDF sorunu devam ediyor
Serbest bölgelerdeki şubeler üzerinden İthalat yapan şirketler, geçen sene yapılan bir düzenlemeden önceki dönemlerle ilgili sorun yaşıyorlar.
Düzenlemenin kendisinin dahi hukukiliği tartışmaya açıkken bir de geçmişe dönük uygulanması, ek tahakkuk yaparken derinlemesine araştırma yapılmaması mükelleflerin vergi bilincini, hukuk inancını derinden sarsıyor.
Bu konuda daha önce de yaptığımız, bu tarhiyatlara devam edilmemesi, yapılan tarhiyatların da uzlaşma müessesesi çerçevesinde, bu konuya özel bir tarife ile dava yükü yaratmaksızın çözüme gidilmesi tavsiyemizi hatırlatmak istiyoruz.

20. İki ateş (Gümrük – Gelir) arasında kalmak
Değerli DÜNYA okurları, ithalat yapan şirketler iki ateş arasında kalmış vaziyetteler. Eskilerin tabiri ile ne İsa ya ne Musa ya yaranabiliyorlar. İthalat sırasında gümrük kıymeti yüksek beyan edildiğinde Gümrük İdaresi memnun oluyor fakat Gelir İdaresi kurumlar vergisinin aşındığı gerekçesi ile konuyu eleştirebiliyor.
Gelir İdaresi, ithal malın fiyatı düştükçe memnun kalıyor fakat bu kez de Gümrük İdaresi konuyu eleştirebiliyor.
Daha önce yaptığımız çağrıyı yinelemek istiyoruz: “Lütfen Gelir İdaresi ve Gümrük İdaresi bir araya gelip konuya ilişkin bir mutabakat oluştursun ve mükelleflerden ne beklediklerini sarih hale getirsinler.”

21. Demoklesin Kılıcı: İhtiyati haciz tehdidi
22. Takdire sevk zamanaşımını bir sene daha uzatma müessesi haline geldi
-Takdir komisyonları vergi inceleme elemanlarının siparişine göre iş gören kurumlar mıdır?
-Takdir komisyonlarındaki oda görevlileri görevlerinin ne derece bilincinde?
-Takdire sevk edip zamanaşımını durdur, sonra incelemeye devam edip komisyona gönder, onlar da aynını takdir edip göndersinler komisyonu
23. TTK hükümleri çerçevesinde tamamlanan sermayenin gelir sayılıp kurumlar vergisi ve KDV’ye tabi tutulması
24. Yatırım indirimi stopajı vergilemesinin kar payı vergilemesi olmadığı iddiası
25. %O.5 götürü gider vergilemesinde onlarca yargı kararının görmezden gelinmesi
26. Borçla kar dağıtılamaz mı?
27. Borçla vergi ödenemez mi?
28. Örtülü kazanç dağıtımı sayılan tutarlarla ilgili gümrükte ödenen KDV’ler indirilemeyecek mi?
29. Derneklerin gelirlerinin ticari kazanç olarak nitelenip kurumlar vergisine ve KDV’ye tabi olduğunun ileri sürülmesi
30. Tahsilat zaman aşımı yok mu?
31. Vergi incelemesinde zamanaşımı yok mu?
32. Yürütmeyi durdurma kararının anlamı yok mu?
33. Yurt dışına ödenen hizmet bedelleri kur farkları stopaj ve KDV ye tabi mi?
34. Yurt dışına ödenen program bedelleri stopaja hangi hallerde tabi?
Listemiz sürekli gelen uyarı ve sorularla uzuyor. Sizlerin de paylaşmak istediği hususlar olursa, paylaşırsanız memnuniyetle yer veririm.

Kaynak : Dünya Gazetesi

Bloğa cevap ver