logo


Metin Taş – Sezgin Özcan

11.09.2012

Kurumlar vergisi mükelleflerinin; yurtdışında faaliyet gösteren (kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan) anonim ve limited şirket niteliğindeki şirketlerin sermayesine iştirak etmelerinden kaynaklanan kazançlar (iştirak kazançları) kurumlar vergisinden istisna edilmiş durumda.
Temel amacı çifte vergilemenin önlenmesi olan iştirak kazançları istisnası her durumda uygulanamıyor. İstisnanın uygulanabilmesi için bazı şartların sağlanması gerekiyor.

PAY VE SÜRE ŞARTI
İştirak kazançları istisnasının ilk şartı; iştirak payını elinde tutan şirketin, yurt dışı iştirakin ödenmiş sermayesinin en az yüzde 10’una sahip olması. Burada belirtilen yüzde 10’luk oran sermaye payını değil; ödenmiş sermayedeki payı ifade ediyor.
Kazancın elde edildiği tarih itibariyle iştirak payının kesintisiz olarak en az bir yıl süreyle elde tutulması, iştirak kazançları istisnasından yararlanmanın ikinci şartı. Rüçhan hakkı kullanılarak veya yurt dışı iştirakin iç kaynaklarından yapılan sermaye artırımları nedeniyle elde edilen iştirak payları için sahip olunan eski iştirak paylarının elde edilme tarihi esas alınıyor.

VERGİ YÜKÜ ŞARTI
İştirak kazançları istisnasının üçüncü şartı, yurtdışında vergiye tabi tutulan iştirak kazancının taşıması gereken vergi yükü ile ilgili. Buna göre; yurt dışı iştirak kazancının kar payı dağıtımına kaynak olan kazançlar üzerinden ödenen vergiler dahil iştirak edilen kurumun faaliyette bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az yüzde15 oranında gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması gerekiyor.
İştirak edilen şirketin esas faaliyet konusunun finansal kiralama dahil finansman temini veya sigorta hizmetlerinin sunulması ya da menkul kıymet yatırımı olması durumunda; yüzde 15’lik vergi yükü şartı değişiyor. Bu durumda, iştirak edilen kurumun faaliyette bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az Türkiye’de uygulanan kurumlar vergisi oranında gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması şartı aranıyor.

VERGİ YÜKÜNÜN TESPİTİ
Vergi yükünün tespiti; kanun” veya iş merkezinin bulunduğu ülkede ilgili dönemde tahakkuk eden ve kar payı dağıtımına kaynak olan kazançlar üzerinden ödenen vergiler dahil olmak üzere toplam gelir ve kurumlar vergisi benzeri verginin, bu dönemde elde edilen toplam dağıtılabilir kurum kazancı ile tahakkuk eden gelir ve kurumlar vergisi toplamına oranlanması yoluyla yapılıyor.

KAZANCIN GETİRİLME ŞARTI
İştirak kazançları istisnasından yararlanmanın son şartı; iştirak kazancının, elde edildiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmesi.
Bu şartın sağlanması için, iştirakten elde edilen kazanç ile ilgili bilgilerin muhasebe kayıtlarına girmesi yeterli değil. Söz konusu kazancın hem kayıtlara alınması hem de kazancın fiilen Türkiye’ye getirilmesi gerekiyor. Diğer bütün şartlar sağlanmış olsa bile bu şart sağlanamadığında istisnadan yararlanılamıyor.

AKLINIZDA BULUNSUN

İnşaat ve teknik faaliyetlerde şartlar
Yazımızda kısaca açıklamaya çalıştığımız yurtdışı iştirak kazançları istisnası, yurt dışındaki inşaat, onarım, montaj işleri ve teknik hizmetleri konu edinen iştiraklerden elde edilen kazançlar için farklı uygulanıyor.
Bu durumdaki iştiraklerden elde edilen kazançlar için istisnadan yararlanılması için belirtilen şartlardan hiçbirisinin sağlanması gerekmiyor. Ancak bunun için;
– Yurt dışındaki inşaat, onarım, montaj işleri ve teknik hizmetlerin yapılabilmesi için ilgili ülke mevzuatına göre ayrı bir şirket kurulmasının zorunlu olması,
– Şirketin bu özel amaç için kurulduğunun ana sözleşmelerinde belirtilmesi ve fiilen bu amaç dışında faaliyetinin bulunmaması gerekiyor.

Kıdem tazminatı fonu şimdilik gündemden kalktı
20 YILLIK çalışanım, kıdem tazminatı fonu ile ilgili yasa çıktığında benim durumum ne olacak? H. Dinçer
Kıdem Tazminatı Fonu kurulmasına ilişkin olarak ortada henüz yasa tasarısı bile yok. Ortada dolaşan bir yasa tasarı taslağı vardı, Başbakan kıdem tazminatı konusunun gündemden kaldırılması talimatı verdi ve kıdem tazminatında değişiklik yapılması şimdilik gündemde değil.
Tasarı taslağında da kazanılmış hakların korunması öngörülüyordu. Yani birikmiş kıdem tazminatlarından işverenin sorumlu olması, Fonun yürürlüğe gireceği tarih itibariyle birikmiş kıdem tazminatlarının, mevcut kıdem tazminatına hak kazanma şartları sağlandığında işveren tarafından, fon dönemine ilişkin tazminatların ise fondan ödenmesi öngörülüyor.

 

Kaynak : Akşam Gazetesi

 

Bloğa cevap ver