logo


Yunus DOĞRU
Yeminli Mali Müşavir
dogruy@hotmail.com

05.10.2012

I.     GİRİŞ

Türk Ticaret Kanunu, zarar nedeniyle ana sermayelerinde eksilme olan şirketlerin faaliyetlerinin devamını belirli esaslara bağlamıştır. Bu konunun eski ve yeni TTK’da ki uygulaması  makalemizin konusunu oluşturmaktadır.

II.    SERMAYENİN AZALMASI YADA  BORCA BATIK OLMA DURUMU

Bilindiği üzere bilanço; bir işletmenin belirli bir zaman dilimindeki varlıklarını ve bu varlıkların kaynaklarını gösteren ana mali tablolardan biri ve en önemlisidir. Sözünü ettiğimiz kaynaklar, Yabancı Kaynaklar ve Öz Kaynaklar olarak  ikiye ayrılmaktadır.

VARLIKLAR  = KAYNAKLAR

KAYNAKLAR = YABANCI KAYNAKLAR + ÖZ KAYNAKLAR

Yine bilindiği üzere Yabancı Kaynaklar, işletmenin dışarıdan sağladığı borçlanmalardır. Öz kaynaklar ise; işletmenin ana sermayesi, sermaye yedekleri, kar yedekleri ve dağıtmayan karlarından  oluşturmaktadır.

5. ÖZKAYNAKLAR

50-Ödenmiş Sermaye

52-Sermaye Yedekleri

54-Kâr Yedekleri

57-Geçmiş Yıl Kârları

58-Geçmiş Yıl Zararları

59-Dönem Net Kârı (Zararı)

İşletmelerin sağladıkları yabancı kaynakları (borçları) sürdürebilinir bir şekilde yürütmesi, varlıklarını ve öz kaynaklarını iyi yönetmesine bağlıdır. Zaman zaman iyi yönetilememe,  konjoktür ve diğer nedenlerle alacaklarını tahsil edememe sonucunda işletmeler borçlarını ödemede ağır finanman maliyetlerine (kredi faizleri v.b) katlanmaktadırlar. Sonuçta  ağır finansman maliyetleri ve diğer nedenlerle zarar edilmekte, bu zarar nedeniyle de işletmelerin öz kaynaklarında zarar tutarı kadar eksilme meydana gelmektedir.

Ticaret Kanumuz’un her daim istediği esasen özkaynakların içinde şirketin ana sermayesinin korunmasıdır. Sermaye artırımında; ana sermayenin şirketin öz varlığı içinde muhafaza edilmesinin şart koşulması buna örnektir. Bazen sözünü ettiğimiz zararların büyüklüğü öz kaynak hesaplarını yok ettiği gibi ana sermayede de eksilmeler meydana getirmektedir. İşte bu noktda TTK, konuya müdahale etmekte ve işletmenin devamını belirli esaslara bağlamaktadır..

Sermaye şirketlerinde borca batık olma konusu, aynı ifadelerle olmasa da benzer ifadelerle eski TTK’da da mevcuttu. Eski ve yeni TTK’da ki düzenlemeler, uygulamada yapılan ve yapılacak olan işlemler  kısaca aşağıda verilmeye çalışılmıştır.

2.1 Eski TTK’da  (6762 sayılı kanun) Şirketin mali durumunun bozulması

Eski dediğimiz 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 324 maddesinde şirketin mali durumunun bozulması sonucu şirket organlarının yapması gereken işlemler düzenlenmişir. Söz konusu maddeninin açılımı ve uygulaması kısaca asağıdadır.

Düzenlenen bilançoda öz varlık kalemlerinden olan esas sermayenin (tescil edilen sermaye) zarar sonucu yarısı azalırsa yada şirketin aciz halinde bulunduğu şüphesini uyandıran emareler mevcutsa yönetim kurulunun derhal toplanması ve genel kurulu toplaması gerekir. Genel kuırula sunulmak üzere aktiflerin satış fiyatları esas alınarak bir ara bilanço düzenler ve genel kurula sunar. Önlemler tartışılır. Esas sermayenin üçte ikisi karşılıksız kaldığı takdirde, genel kurul bu sermayenin tamamlanmasına yada sermaye azaltımı yaparak kalan üçte bir sermaye ile devamına karar vermediği takdirde şirket feshedilmiş sayılır. Azalan sermayenin genel kurulca karşılanmamasına karar verilmemesi demek bir anlamda genel kurulun şirketin iflasını istemesi anlamına gelir. Bu durumda yönetim kurulu durumu derhal mahkmeye bildirmeye zorunludur. Söz konusu bildirim sonucunda mahkmeme şirketin iflasına karar verir.

Yukarıda ifade ettiklerimiz işin olması gereken mevzuat kısmıydı. Gerçekte neler yapılıyordu? Aşağıda yeni TTK öncesi yapılan iki ihmale dikkat çekilerek, yapılması gereken işlemlere kısaca değinilmiştir.

  1. Limited şirketlerde her yıl, bir önceki yılın faaliyet ve karı’ına ilişkin karar alınmıyordu

Limited şirketlerde her yıl bir önceki yılın faaliyet ve karı’ına ilişkin karar alınmıyordu. Söz konusu kararın alınması alışkanlık haline gelse idi, belki bu toplantılarda azalan sermaye de gündeme gelecek ve sonuçları tartışılarak gereken önlemler alınacaktı. Bu alışkanlık edinilmediği için bu konuya ilgili taraflar uzak kalmıştır. Yapılması gereken şuydu:

Her mali yıl sonunu takip eden yılın en geç Nisan ayına kadar Limited Şirket ortakları

‘’ Şirketin … yılının faaliyetleri ve karı’nın görüşülmesi’’ gündem maddeli bir toplantı  yapmaları gerekirdi. Bu toplantıda geçmiş yılın faaliyetleri onanmalı ve de kar’ın dağıtılıp dağıtılmamasına; dağıtılmayacaksa  nasıl muhafaza edileceğine dair karar alınmalı ve alınan karar sonucuna göre  muhasebe kayıtları yapmalıydı..

Anonim şirketlerde ise, genel kurul zorunlu olduğundan bu husus geç de olsa yapılmaktaydı.

b.. A.Ş  ve Ltd. ŞTİ de zarar sonucu azalan sermaye için bir önlem alınmıyorudu.

Benin gözlemlediğim bir çok küçük, büyük ölçekli şirket’in bazıları yukarıdaki hükmün farkındaydılar ancak umursamıyorlardı. Bir kısmı da böylesi bir hükmün farkında dahi değillerdi.

Şirket ana sermayesinin 2/3 nün azalır, azalma karşılanmadan şirketin faaliyetine devam ederse,  bunu farkeden herhangi bir alacaklı şirketin iflasını isteyebilir. Durumun bu kadar önemli olmasına rağmen uygulamada bir çok anonim ve limited şirketin bilançosu eski TTK’nın 324 maddesine aykırı devam ediyordu.

2.2 Yeni TTK’da  (6102 sayılı kanun) Sermayenin kaybı, borca batık olma durumu

Yeni dediğimiz (6102 sayılı) Türk Ticaret Kanunu’nun 376 maddesi, eski TTK’daki esas sermayedeki (tescilli sermaye) azalmayı değil, esas sermaye ile kanuni yedek akçe toplamının yarısının  zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı durumda şirket organlarına belirli görevler vermiştir. Söz konusu görevler ve yapılması gereken hususlar aşağıdadır.

Yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar. Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.

Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister. Meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun. Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru, iflas bildirimi olarak kabul olunur.

III. SONUÇ

Yeni TTK ile hem A.Ş’ye hem Ltd. ŞTİye genel kurul müesesesi gelmiştir. Her yıl bir defa yapılacak olağan genel kurula giderken, şirketin zarar ettiği dönemlerde  ilgililerin muhakkak şirket özvarlığını gözden geçirmesi, sermaye ve kanuni yedeklerin toplamında bir azalma varsa, genel kurulun ya bu azalmayı karşılamaya yada sermaye azaltımına karar vererek faaliyetine devam etmesine karar vermesi gerekir. Aksi halde şirketin ana sermayesi ve kanuni yedek akçe toplamının 2/3 azalması sonucunda bahsettiğimiz önlemler alınmaz ise; şirket kendiliğinden sona erer. Ve bunun sonuçlarından yöneticiler sorumludurlar.

 

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

Bloğa cevap ver